Kurtulmuş: “Medyanın en önemli filtresi kendi vicdanıdır”

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, medyanın terörün propaganda gücüne karşı uyanık olması gerektiğini söyleyerek, “Aslında teröre karşı mücadelede medyanın en önemli filtresi kendi içidir, vicdanıdır” dedi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Keçiören Belediyesi ve Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) işbirliği ile düzenlenen “Medya ve Terör Sempozyumu”na katıldı. Sempozyumun açılışında açıklamalarda bulunan Kurtulmuş, “Türkiye’nin önünü kesmek isteyenler, terörle bunu yapmaya çalışanlar asla amaçlarına ulaşamayacaklar, millet ve devlet olarak bu örgütlerin yapmak istediklerine mani olacağız. Teröre karşı mücadelede önemli bir mesele, terörle birlikte kullanılan emperyal medya dilinin farkına varmamız gerekiyor. Medyada öyle bir dil kullanılıyor ki; en az terör örgütleri kadar zararlı, zehirli bir dil kullanılıyor. Buna karşı uyanık ve tedbirli olmamız lazım” dedi.

 “MEDYANIN KENDİ İÇ AHLAKINI KUŞANMASI ŞART”

Medyanın kendi etik kurallarının ve geleneklerinin olduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, “Medya öncelikle kendi etik kuralları ve gelenekleri içerisinde hareket edecek ve aynı şekilde ülkeyi yönetenler yasalarla, koruyucu bir takım tedbirler ile medyanın işini kolaylaştıracak bir takım adımlarla medyanın özgür, bağımsız, demokrasi yanlısı bir şekilde hareket etmesini sağlayacak. Bu ilişki son zamanlarda biraz unutulmuş ya da çarpıtılmış. Öncelikle medyanın kendi iç ahlakını, etik kurallarını yeniden kuşanması şart. Zaman zaman doğruyu yanlış, yanlışı doğru haline getirerek bunlar üzerinden kamuoyunu yanıltmak medyanın görevini yanlış yapması anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

“MEDYA DİNGO’NUN AHIRI DEĞİLDİR”

Terör örgütlerinin eylemlerinin çoğunun medyatik eylemler olduğunu kaydeden Kurtulmuş, konuşmasına şöyle devam etti: “ Terörün propaganda gücüne karşı medyanın uyanık olması lazım. Medya bu konuda mecburen ayağını denk almak durumunda kalacak. Bu kadar terörle mücadele eden bir ülkede medya Dingo’nun ahırı değildir. Herkes istediği gibi istediği şekilde medyada terör örgütlerinin lehine olacak şekilde işler yapamaz. Şehit Mehmet Selim Kiraz’ın ağzı bantlanmış, kafasına silah dayanmış resmi, Selim Kiraz’ın şehit edilmesinden daha acı bir görüntüdür. Onun arkasındaki 3 tane eşkıya, siyasi güçler tam da bunu istiyor. 3-5 tane aymaz medya mensubu da bunu medyadan yayarak reyting peşinde koşuyor. Almaz ol öyle reytingi.

“MÜDAHALE ETMEK ZORUNDA KALDIM”

Karlov suikastını yapan o FETÖ’nün maşası adamı öldürüyor ve daha sonra orada bir şeyler söylüyor. Maalesef bizim televizyon kanalları onu dakikalarca gösteriyor. Onun gösterilmesini önlemek için illa RTÜK’ün görüntü yasağı mı koyması lazım. Terörün tam da istediği propagandadır. Birkaç sefer bu tür konularda müdahale etmek mecburiyetinde kaldığımız zamanlar oldu. Bir kuruluşta çalışan arkadaşımızı aradım, ‘Şöyle bir görüntü ne işinize yarıyor. Televizyonunuza herhangi bir şekilde faydası var mı?’ dedim. Burada artık herhangi bir şekilde kamu otoritesi, yasa, yasak, kanun ve RTÜK’e gerek yok. Aslında teröre karşı mücadelede medyanın en önemli filtresi kendi içidir, vicdanıdır.”

 

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın.
Buraya adınızı yazın