Piyalepaşa İstanbul’da tarih mi katlediliyor ?

İstanbul'un en büyük kentsel dönüşümlerinden biri olarak anılan Piyalepaşa'da tarihi bir iddia ortaya çıktı. Adnan Polat'ın sahibi olduğu Polat Gayrimenkul'e ait Piyalepaşa İstanbul projesi harfiyatı sırasında tarihi bir camiin kalıp ve kalıp sistemlerine rastlandığı iddia edildi. 

Müzeye mi kaldırıldı?

82 dönüm arazide konuçlandırılan 800 milyon dolarlık yatırım, bölgenin tarihi Piyalepaşa Camii'nde yakın konumda bulunuyor. II. Selim’in damadı Kaptan-ı Derya Piyale Paşa tarafından 1573 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmış. Cami, Sıbyan mektebi, hamam, sebil, tekke, türbe ve çarşıdan meydana gelen bu külliyeden günümüze yalnızca cami ve türbe kaldı. Piyalepaşa İstanbul projesinin yapımı sırasında bu camiinin kalıp ve kalıp sistemlerinin harfiyat kalıntılarından çıktığı iddia edildi. 

Akibeti ne oldu?

Yapılan kazılarda ortaya çıktığı söylenen bu tarihi eserler müzeye mi kaldırıldı yoksa atıldı mı yani akibeti bilinmiyor. Konuyla ilgili ulaşmaya ve sormaya çalıştığımız şirket yetkilileri ise açıklama yapmaktan kaçındı. Bu da akıllara "Piyalepaşa İstanbul projesinde kentsel dönüşümle tarih mi katlediliyor?" sorusunu getirdi…

Büyük ustanın mirası

Bu iddia ile beraber 'Osmanlı Dönemi'nin en önemli eserlerine imza atarak günümüze kadar gelen Mimar Sinan'ın eserlerine bu haksızlık nasıl yapılır' konusunu gayrimenkul sektöründe tartışılmaya başladı. 

Her dönüşüm yapan böyle yapsa ne olur?

Mimar Sinan Kanuni Sultan Süleyman dönemi ile başlayan baş mimarlık serüvenine bir çok eser sığdırdı. Bu eserlere ülke çapında dikkatli şekilde sahip çıkılırken bu iddia dönüşüm beraber olunca büyük şok yarattı. "Her dönüşümde bu şeklide tarihi bir sistem çıksa ülkede tarihi eser kalır mı?" sorusu dilden dile gidiyor…

Mimamr Sinan Kimdir?

Mimar Sinan veya Koca Mi'mâr Sinân Âğâ (Sinaneddin Yusuf) Osmanlı baş mimarı ve inşaat mühendisiydi. Osmanlı padişahları I. Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde baş mimar olarak görev yapan Mimar Sinan, yapıtlarıyla geçmişte ve günümüzde dünyaca tanındı. Başyapıtı, "ustalık eserim" dediği Selimiye Camisi olarak bilinir. Mimar Sinan, Moldovya (Kara Buğdan) seferinde Prut nehri üzerine onüç günde kurduğu köprü ile Kanunî Sultan Süleyman’ın takdirini kazandı. Aynı sene başmimarlığa yükseldi.

Bilinen bazı eserleri:

Sinan’ın mimarbaşılığa getirilmeden evvel yaptığı üç eser dikkat çekicidir. Bunlar Halep’de Hüsreviye Külliyesi, Gebze’de Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve İstanbul’da Hürrem Sultan için yapılan Haseki Külliyesi’dir.

Mimarbaşı olduktan sonra verdiği üç büyük eser, O’nun sanatının gelişmesini gösteren basamaklar gibidir. Bunların ilki, Şehzadebaşı Camii ve Külliyesidir. Külliyede ayrıca imaret, tabhane (mutfak), kervansaray ve bir sokak ile ayrılmış medrese bulunmaktadır. 

Piyale Paşa Külliyesi; Beyoğlu İlçesi’nde, Kasımpaşa’da, II. Selim’in damadı Kaptan-ı Derya Piyale Paşa tarafından 1573 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır.

Külliyenin camisi, 55×45 m bir alana inşa edilmiştir. Külliyenin duvarlarının bir kısmı kesme küfeki taşıyla, bir kısmı da moloz taşla örülmüştür. Caminin 30.50×19.70 m genişliğindeki hariminin üzeri, eşit büyüklükte 9 m çapında altı adet kubbe ile örtülmüştür. Tavanı yapısını ortaya çıkaran kubbe ve tonoz örtü tuğladandır. Pandantiflerle desteklenen kubbelerin ağırlığı iki granit sütuna ve payelere bindirilmiştir. Caminin üç sıra halinde tasarlanmış pencere açıklıkların, yapının aydınlık görüntüsüne büyük etkisi vardır.

Caminin bitkisel motifli İznik çinileriyle kaplı mihrabı ve kubbeyi taşıyan kemer çerçevenin üzerindeki çini ayet kuşağı, caminin mimari estetiğine renk katmıştır. Bu ayet kuşağının yazıları Çerkez Hasan Çelebi’nin eseridir. Mihrabın süslemelerine karşın mermer minber ise son derece yalındır. Caminin kesme küfeki taşından inşa edilmiş tek şerefeli minaresi; alışıla gelmişin dışında mihrap ekseninde yükselmektedir.

Yaptıranı Piyale Paşa türbesi mihrap tarafındadır. Mihrap çinileri sanat eseri olan camilerdendir.

Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en muhteşem eseridir. Yirmi yedi metre çapındaki büyük kubbe, zeminden itibaren tedricen yükselen binanın üzerine gayet nisbetli ve ahenkli bir şekilde oturtulmuştur. Sükûnet ve asaleti ifade eden bu sade ve ahenkli görünüşü ile Süleymaniye Camii, olgunlaşmış bir mimariyi temsil etmektedir. Sekiz ayrı binadan meydana gelen Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Fatih’ten sonra şehrin ikinci üniversitesi olmuştur.

Mimar Sinan’ın en güzel eseri, seksen yaşında yaptığı Edirne Selimiye Camii’dir. Selimiye’nin kubbesi, Ayasofya kubbesinden daha yüksek ve derindir. 31,50 metre çapındaki kubbe, sekizgen şeklindeki gövde üzerine oturmuştur. Üç şerefeli ince minarelerine üç kişi aynı anda birbirini görmeden çıkabilmektedir. Sinan bu camiin ustalık eseri olduğunu ve bütün sanatını Selimiye’de gösterdiğini belirtmektedir.

Mimar Sinan aynı zamanda bir şehircilik uzmanıdır. Yapacağı eserin, önce çevresini tanzim ederdi. Yer seçiminde de büyük başarı göstermiş ve eserlerini, çevresine en uygun tarzda yerleştirmiştir.

Bilinen eserleri: 84 camii, 53 mescid, 57 medrese, 7 darülkurra, 22 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa, 5 su yolu kemeri, 8 köprü, 20 kervansaray, 35 saray, 8 mahzen, 48 hamam olmak üzere 364 adettir.

Mimarın çok sayıdaki eserini inceleyenler, Sinan’ın depreme karşı bilinen ve gereken tüm tedbirleri aldığını söylemekteler.Bu tedbirlerden biri, temelde kullanılan taban harcıdır.Sadece Sinan’ın eserlerinde gördüğümüz bu harç sayesinde, deprem dalgaları emilir, etkisiz hale gelir. Yine yapıların yer seçimi de ilginç. Zeminin sağlamlaşması için kazıklarla toprağı sıkıştırmış dayanak duvarları inşa ettirmiş.Mesela Süleymaniye’nin temelini 6 yıl bekletmesi, temelin zemine tam olarak oturmasını sağlamak içindir.

Mimar Sinan, yapılarında ayrıca drenaj adı verilen bir kanalizasyon sistemi de kurmuştur.Drenaj sistemiyle yapının temellerinin sulardan ve nemden korunarak dayanıklı kalması öngörülmüştür. Ayrıca yapının içindeki rutubet ve nemi dışarı atarak soğuk ve sıcak hava dengelerini sağlayan hava kanalları kullanmış. Bunların dışında yazın suyun ve toprağın ısınmasından dolayı oluşan buharın, yapının temellerine ve içine girmemesi için tahliye kanalları kullanmıştır. Buhar tahliye ve rutubet kanalları drenaj kanallarına bağlı olarak uygulamaya konulmuştur.

Kaynak:Emlakeki.com

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın.
Buraya adınızı yazın