Erdoğan Kılıçdaroğlu’na sert çıktı: 15 Temmmuz gecesi Atatürk Havalaimanı’nda kaçıyordun

Erdoğan Kılıçdaroğlu'na sert çıktı.

Erdoğan Kılıçdaroğlu’na sert çıktı. Erdoğan, “Atatürk Havalaimanı’nda kaçıyordun” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Abdi İpekçi Spor Salonu’nda düzenlenen 4.TÜGVA Gençlik Buluşması Programı’nda konuştu.

CHP liderini sert dille eleştiren Erdoğan, “15 Temmuz gecesi F-16’lar, tankların karşısında yılmayan gençler vardı. Ama Kılıçdaroğlu sen neredeydin, Atatürk Havalimanı’nda kaçıyordun. Biz seninle Atatürk Havalimanı’nda buluşabilirdik ama yok” diye konuştu.Erdoğan, “Ölümü, öldürmeyi ve şiddeti kutsayan ideolojilere prim vermeyen bir gençlik yetişsin istiyoruz. Derdimiz o. Bu öyle bir gençlik olmalı ki hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun, hangi fikri savunursa savunsun okumalı, araştırmalı, sorgulamalı, zihnini birilerine asla kiraya vermemeli. Pensilvanya’ya kiraya verenler gibi olmamalı. Adam profesör ama maalesef kiracı. Ondan bir şey olmaz” dedi.

“100 yıl önce Arapça konuşan, faaliyet gösteren insanlar gibi giyinen Lawrencelar vardı, bugün de cübbeli modern Lawrence’lar aynı şeyi yapıyor” diyen Erdoğan’ın konuşmasının satır başları şöyle: Buradan acı vatan Almanya’yı sıla eyleyen, onuruyla, bakarıyla, helal rızık mücadelesi veren genç gurbetçilerimizi selamlıyorum. Hollanda’nın polis terörü karşısında hukuktan taviz vermeyen gençlerimizi alnından öpüyorum. Bu ülkenin güveliği için gözünü kırmadan hayatlarını ortaya koyan, polislerimize, askerlerimize ve korucularımıza teşekkürlerimi iletiyorum. Bir goncagül gibi toprağa düşen bütün şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Tendürek, Kutu, Amanos’u PKK’lı teröristlere mezar eden, El Bab, Cerablus’ta DEAŞ’a karşı destan yazan Mehmetçiklerimizi yürekten selamlıyorum. Bu ülkenin güvenliği için gözünü kırpmadan canlarını ortaya koyan polis, asker ve korucularımıza bu salondan hep birlikte dualarımızı, teşekkürlerimizi iletiyorum. Bu vesile ile yüzyıllardır bu toprakları bize vatan kılmak için bir gonca gül gibi toprağa düşen tüm şehitlerimizi rahmetle yadediyorum.
Bizim arzumuz bu ülke gençliğin elinde molotofla, silahla değil kalemle, bilgisayarla yetişen bir genç olmalıdır. İnsana ölümü, öldürmeyi şiddeti kutsayan ideolojilere prim vermeyen bir gençlik yetişmesini istiyoruz. Hangi fikri savunursa savunsun, okumalı, araştırmalı, sorgulamalı, zihnini birilerine asla kiraya vermemeli. Pensilvanya’ya kiraya verenler gibi olmamalı. Adam profesör ama maalesef kiracı. Ondan bir şey olmaz. Onlarla ilgili Peyami Safa’nın çok güzel bir tespiti var ama bu toplulukta o ifadeyi kullanmak istemem. Vakıf çeşmesi gibi olacak bir gençlik istiyoruz. Karşımdaki gençliği ben böyle görüyorum. FETÖ’cüler gibi diploma avcılığı yapan değil, ilim ve hikmet peşinde koşan hepsinden önemlisi ahlakı hayatına miğfer kılan bir nesil hayal ediyorum.

7’inci yılına giren Suriye’deki rejim yaklaşık 1 milyon kardeşimizin hayatına maloldu. Halep gibi binlerce yıldır medeniyetlere beşiklik etmiş şehirler yıkıldı, enkaza döndü. Irak’ta, Suriye’de kardeş kardeşi katlediyor. Dünyanın en köklü kütüphanelerine, tarihe yön vermiş medreselerine ev sahipliği yapmış İslam beldeleri harap oluyor. Avrupa’da karşılarına çıkan insanlık dışı muameleler hepimizin yüreğini sızlatıyor. Kimi Avrupa ülkelerinin nasıl vicdanlarını iptal ettiklerini hep birlikte görüyoruz. Avrupa’nın ulvi değerleri diye parlatılan kavramların bizzat ayaklar altına alındığına şahit oluyoruz. Bu süreçte öne çıkan DEAŞ, YPG gibi terör örgütlerinin FETÖ gibi ihanet çetelerinin en büyük zararı Müslümanlara verdiğini görüyorum. Katil sürüleri, İslam ve insanlık dışı eylemleriyle bölgemizin parçalanmasına taşeronluk yapıyorlar.

100 yıl önce Arapça konuşan, faaliyet gösteren insanlar gibi giyinen Lawrencelar vardı, bugün de cübbeli modern Lawrencelar aynı şeyi yapıyor.Okuduklarınızın, seyrettiklerinizin, vahşet görüntülerinin sizleri karamsarlığa yönelttiğini biliyorum. Bizler Müslümanız, Allah’ın rahmetinden ümidimizi kesmeyeceğiz. Bizler zulüm ile yapılan binanın hiçbir zaman payidar olmayacağına şahit olmuş bir inancın mensuplarıyız. Bu tablo gönlünüzde ümit tomurcuklarının yeşermesine mani olmasın. Gecenin en karanlık olduğu an şafağın sökme anıdır. Umudunuzu yitirmeyin istikbal bizimdir.

Bizim atamız Sultan Alparsalan, Osmangazi, Orhangazi, Fatihtir, Sultan Abdülhamiddir. Cumhuriyet bizim için yeni bir dönem değildir. Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet bir devamdır. Birilerinin hasta adam olarak görüp geldikleri Çanakkale’yi yedi düvele mezar etmiş bir neslin çocuklarısınız. Bu savaş ana kuzusu 15’lilerin savaşıydı.

Ey Kılıçdaroğlu sen o 15’lileri gördün mü? ‘Gazi Mustafa Kemal’in partisinin başıyım’ diyorsun. Ne diyor Gazi Mustafa Kemal, ‘Gençler geleceği sizlere emanet ediyorum’ diyor. Çanakkale ayağında çarığı olmayan, üniforması olmayan, silahında mermisi olmayan genç Mehmetçiklerin savaşıydı. Sizler tüm yoksulluğa rağmen tarihe Çanakkale geçilmez diye yazdıranların evlatlarısınız.15 Temmuz gecesi F-16’lar, tankların karşısında yılmayan gençler vardı. Ama Kılıçdaroğlu sen neredeydin, Atatürk Havalimanı’nda kaçıyordun. Biz seninle Atatürk Havalimanı’nda buluşabilirdik ama yok. Neymiş Bakırköy’e gitmiş.Destan yazan gençliği karşımda görüyorum, destan yazacak gençliği karşımda görüyorum.Milletimiz o gece can verdi ama namusunu çiğnetmedi.

Hepiniz bir hilal uğruna yola çıkmış güneşlersiniz. Sizi öyle görüyorum. 15 Temmuz gecesi bir hilal uğruna 249 güneşimizin batışına şahitlik ettik. Ama biliyoruz ki bizde daha nice 249 güneşler var. Milletimiz o gece tankların altında ezildi, bombaların altında parçalandı ama namusunu çiğnetmedi. Şimdi ben Safiye kardeşimizi unutabilir miyim? Safiye kardeşimizin elinde silahıyla duran alçağın üzerine gidişini unutabilir miyim? Yılmadı üzerine gitti. Ve onlar ona elleriyle çeşitli hareketler yaptılar ama yılmadı. Çünkü Nene Hatun’un torunları farklıdır. Genci yaşlısı, kadını erkeğiyle tüm vatandaşlarımız FETÖ’cü hainler eliyle gerçekleştirmek istenen işgal girişimini işte bu şekilde püskürttü.

Ülkemizin demokraside, ekonomide, yatırımlarda bugünkü seviyeye gelmesi kolay olmadı. Sancağı daha yükseklere çıkarmak için çetin mücadeleler verdik. Bugün ekonomide, sanayide, istihdamda geçmiş dönemle karşılaştırılamayacak kadar müreffeh bir ülke var.Bizim genç kızlarımızı üniversite kapılarının önünde boynu bükük bekletmediler mi? Şu anda işte bu cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine karşı çıkanlar, dün üniversite önlerinde bizim başörtülü kızlarımızı boynu bükük bekletenlerin ta kendileriydi. İkna odalarını kuranlar onlardı, ikna odalarında bizim kızlarımızı inim inim inleten onlardı. İşte ben de o kızlardan iki tanesinin babasıyım. Ama onların öyle bir derdi yok, onların öyle bir sorunu yok. Ama bizim öyle bir sorunumuz vardı.

Böyle bir milletin mensubu olmaktan hep birlikte iftihar etmeliyiz. Ben ediyorum. Ülkemizin demokraside, ekonomide, yatırımlarda bugünkü seviyesine gelmesi elbette kolay olmadı. Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine taşımak için çetin mücadeleler verdik. Bugün ekonomi, sanayi, istihdamda müreffeh bir ülke var. Bizim kızlarımızı üniversitelerin önünde boynu bükük bekletmediler mi? Bugün hayır diyenler dün ikna odalarını kuranlardı. Ben de o kızlardan bir tanesinin babasıyım. Ama onların öyle bir derdi yok, ama bizim öyle bir sorunumuz var. Biz damdan düştük. Biz inanç özgürlüğü nedir biliriz, düşünce özgürlüğü nedir biliriz, hak ve özgürlükler biliriz. Ama bunların kitabında böyle bir şey yok. Şu anda İsviçre’de benim posterimde şakağıma silah dayayanlar kimse, onlarla beraber yürüyen kimse, şu an bunlar burada da işbirliği yaptılar.

Kandil, İmralı, Pensilvanya hayır diyor. Artık daha sormaya gerek var mı? Onlar hayır dediğine göre biz doğru yoldayız. Benim bakanım Avrupa’ya gidecek uçuş izni vermiyor. Hanım bakanım Hollanda’ya giriyor, arabaya hücum ediyorlar. Hani bunlarda kadın hakları vardı. Hani bunlarda kadın haklarıyla ilgili olarak saygı vardı. Bunlar dürüst değil, bunlar samimi değil. Bunlar cahiliyye dönemini yaşıyorlar. Hani o kız çocuklarını diri diri toprağa gömenler vardı ya, bunlar onların devamıdır. Hiç farkı yok. Genç kızlarımız artık üniversite kapılarında boynu bükük beklemiyor. Üniversiteyi bitirdikten sonra istedikleri devlet kurumunda başörtülü, başı açık hepsi görev alabiliyor. Artık üst yargıda bile başörtülü hanım kardeşlerimiz var mı, var. Daha da olacak. Hak yerini buluyor.

Proje Bilgi Formu

Bu projeyle ilgili daha fazla bilgi almak ister misiniz?
Formu doldurun, mesajınızı proje sahibine iletelim.

    Önceki yazıTürkiye’den uluslararası imaj kampanyası
    Sonraki yazıBaşbakan seçim barajı düşebilir mesajı verdi
    Yıldıray Gökkaya
    1975 İzmit doğumlu, 1996 İstanbul Üniversitesi mezunu, emlakrotasi.com.tr'nin kurucusu ve yayın yönetmeni. YeniBirlik Gazetesi Ekonomi ve Emlak Editörü.

    YORUM YAZIN

    Lütfen yorumunuzu yazın.
    Buraya adınızı yazın