Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bilseydim Kılıçdaroğlu’nu Yenikapı’ya davet etmezdim

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilseydim Kılıçdaroğlu’nu Yenikapı’ya davet etmezdim” dedi. Radyoya konuk olan Erdoğan, “(Kılıçdaroğlu 15 Temmuz gecesi Atatürk Havalimanı’nda) VİP’teki bütün kameralara takıldı, o kameralarda tankların yanına Kılıçdaroğlu’nu alan araba geliyor, ışıldaklarıyla falan özel, tanklardaki ve onların yanındakilerle görüşmeler yapıyor. A Haber’in yayınlarında bu görüntüler var. Ondan sonra onlar, çıkıp Bakırköy Belediye başkanlığına geliyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, FETÖ ile mücadeleye ilişkin, “Kesinlikle silahlı kuvvetler, polis teşkilatımız, devletin diğer kurumları bütün bunlarda kim olursa olsun, bizim bunlara yönelik bir defa eğer acıma duygusuyla hareket edersek, acınacak hale geliriz. Çünkü bunlar bu milleti böldüler, bu ümmeti parçaladılar. Dolayısıyla bunların bu yaptığı tahammül edilir şeyler değildir.” dedi.

Erdoğan, Kral FM, TRT FM ve bazı yerel radyoların ortak yayınında Gezegen Mehmet’in gündeme ilişkin sorularını cevapladı.
Anayasa değişikliğine “evet” diyen vatandaşların gerekçelerini açıkladığı ses kaydının dinletildiği Erdoğan’a, “Doğru gerekçelerden dolayı mı ‘evet’ diyorlar sizce?” sorusu yöneltildi. Erdoğan, “Aklı selimin yolu birdir. Ben ‘evet’ diyen vatandaşlarıma, şu anda bu ülkede yapılan o olumlu gelişmeleri gördükleri için teşekkür ediyorum. Ufki bir yaklaşımları var, kim bize düşman? Batı. Niye düşman? ‘Hayır’ kampanyasını kimler yönetiyor Batı’da?” yanıtını verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Hayır kampanyasını, ‘evet’e hizmet etmek için yapıyorlar” sözlerinin hatırlatıldığı Erdoğan, “Bunu külahıma anlatsın, böyle saçma sapan şey olur mu? Bir defa hangi örgütler o işin arkasında belli. O örgütlerle burada Kılıçdaroğlu kendisi beraber çalışıyor zaten. Şu anda Türkiye’de ‘hayır’ diyen siyasi partiyle müşterek çalışıyorlar, her şey ortada. Mesela ‘Türk bayrağını seviyorum.’ diyor. Ne seviyorsun ya? Batı’da, orta Anadolu’da, Akdeniz’de seviyorsun ama Hakkari’de, orada yaptığın mitingde Türk bayrağını dalgalandıramadın, arkana HDP’yi aldın. Hepsinin elimizde belgeleri var, görüntüler var, kime anlatıyorsun bunu?” karşılığını verdi.

Kılıçdaroğlu’nun, bir televizyon kanalında yaptığı söyleşide “Haber gelseydi, ben havalimanından ayrılmaz, orada beklerdim.” dediğini anımsatan Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun daha önce de “Darbe olsa ilk defa tankın üzerine ben çıkarım.” dediğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz gecesi 23.15-23.30 aralarında Atatürk Havalimanı’nda olduğunu ifade ederek, kendisinin o sıralarda Marmaris’te bulunduğunu, facetime ile “halkı meydanlara çağırdığını” hatırlattı.

TANKLARIN YANINA GELİYOR

Havalimanına 03.00-03.30 sıralarında geldiğini belirten Erdoğan, “Fakat çok ilginçtir, VİP’te beyefendi. NTV’deki programda, ‘Eğer bizi haberdar etseydiler, ben beklerdim.’ diyor. Fakat çok daha ilginci, şimdi yeni düştü bunlar, VİP’teki bütün kameralara takıldı, o kameralarda tankların yanına Kılıçdaroğlu’nu alan araba geliyor ışıldaklarıyla falan özel, tanklardaki ve onların yanındakilerle görüşmeler yapıyor. A Haber’in yayınlarında bu görüntüler var. Ondan sonra onlar, çıkıp Bakırköy Belediye Başkanlığına geliyor.” diye konuştu.

“Darbecilerle bir teması mı söz konusu?” sorusu üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

“Teması söz konusu. Işıldakları olan araçlarla geliyorlar, tankların etrafında, iki tanktan bahsediyorlar, onlarla orada görüşmeyi yapıyor ve o görüşmeden sonra oradan ayrılıyor. Demek ki danışıklı dövüş. Öbür tarafta, bizim Safiye bacımızı bu alçaklar, namussuzlar, tankların yanına geldiği zaman elinden tutuyorlar, telefonunu alıyorlar, savuruyorlar, kendisini itiyorlar, kakıyorlar, taciz ediyorlar, bu tür şeyleri yapıyorlar ama Kılıçdaroğlu beyefendiye anlaşmış olarak, ‘Hadi sen gidebilirsin.’ diyip ona yol veriyorlar. Vatandaşlar öbür tarafta Devlet Konukevi’nin olduğu yerde, orada on binlerce insan var. Niye oraya gitmiyorsun? ‘Beni çağırsaydı giderdim.’ diyor, bırak yalanı, hayatın yalan. Sen oradan Bakırköy’e gidiyorsun.”

Kılıçdaroğlu’nun “kontrollü darbe” sözünün sorulduğu Erdoğan, “Kontrollü darbe ifadesi, kontrollü bir danışıklı dövüşü kimlerle yaptığının en güzel ifadesi. Çünkü bu koltuk, kontrollü bir koltuktur, oturduğu koltuk. Ve bu oturduğu kontrollü koltukta, oraya kasetle geldi, kasetle de gidicidir, kalıcı değil. Ama dürüst değil bu adam. O akşam oradan kaçıyor gidiyor. 7 Ağustos’ta biz Yenikapı buluşması yapıyoruz. Ben özel kalemime talimat veriyorum, diyorum ki ‘Sayın Kılıçdaroğlu’nu ve Sayın Bahçeli’yi davet edin beraber buluşalım.’ HDP’yi davet etmedim.” yanıtını verdi.

YENİKAPI RUHUNA UYGUN YÜRÜTÜYORUZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Havalimanında böyle iletişim kurduğunu bilseydiniz davet eder miydiniz?” sorusu üzerine, “Kesinlikle davet etmezdim. Niye? Darbecilerle anlaşmış olan birisini nasıl davet ederim? O gece orada durmadan bastırıp Bakırköy’e giden birisini nasıl davet ederim? Nitekim biz davet ediyoruz, kendisi olumsuz cevap veriyor. Fakat daha sonra öyle zannediyorum ki birçok baskılar oldu, bu baskılar neticesinde son anda bize cevap geliyor ve Yenikapı’ya geliyor. Biraz geçtikten sonra ‘Ben Yenikapı buluşmasını kabul etmiyorum.’ mealinde bir şeyler söyledi.” karşılığını verdi.

Yenikapı buluşmasını, o ruha uygun olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yürüttüklerini belirten Erdoğan, bunda ülkenin ortak menfaatinin bulunduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyaset uzlaşmaysa, dürüst bir rekabetse bunu Kılıçdaroğlu’nun da yapması gerektiğini ifade etti.

Erdoğan, “FETÖ’nün siyasi ayağına dokunulmadığı” iddialarının hatırlatılarak, “Gözaltına veya açığa alınanlarla ilgili ‘Sadece o bankaya para yatırdı, dersaneye çocuğu gönderdi.’ gibi söylemler var. Bu konuda ne diyeceksiniz?” sorusuna, şu yanıtı verdi:

“Bunu bir defa kim söylüyorsa… Sizin kanaatinizse, siz de yanlış düşünüyorsunuz. Yanlış algılarla bir ülke yönetilmez. 17/25 Aralık olayında bir defa o süreçten öncesi var, sonrası var. Ve terörist başı Feto çağrı yaptı ve ne dedi? ‘Bütün imkanlarınız, varınızı yoğunuzu gerekirse satın ve Bank Asya’ya bu parayı yatırın.’ Çünkü derdi Bank Asya’yı ayakta tutabilmek, kurtarabilmekti. Bank Asya onların nesiydi? Kara paralarını aklama yeriydi. Bu konularla ilgili olarak tabii ki ciddi bir çalışmanın olması gerekiyor. Ve buralarda, buraya kendini öyle vermiş tipler var ki çünkü adeta tapıyorlar. Ne diyor? ‘Bize, şah damarımızdan daha yakındır.’ diyor. Rabbimizin ifadesi. Bunların içinde de bunu dillendirenler var. Böyle gördükleri için de talimat geldi, bunlardan kimileri dairelerini, kimileri arabalarını satıyor, gidip Bank Asya’ya yatırıyor. Ne zaman? 17/25 Aralık’tan sonraki dönem. Ve bu çağrı üzerine oluyor.”

ARKASINDA DURURUZ

“17/25 Aralık bir milat mıdır sizin açınızdan?” sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece o değil tabii, başka konular var ki onun önüne de sarkıyor. Ama bu dediğim benim özellikle Bank Asya ile ilgili, Bylock’la ilgili olan süreç. Bu sürecin içerisinde Bank Asya’yı ayakta tutmak üzere oraya ciddi manada Feto’nun çağrısı üzerine para yatıranlar, işte şu anda yargının ağındadır. Kim olursa olsun, asker, polis, sivil hepsiyle ilgili olarak bir çalışma başlatılmıştır ve şu anda içeride binlerce kişi varsa, bunun hepsi de şu anda bunun hesabını ödüyorlar, ödeyecekler.” dedi.

Recep Tayyip Erdoğan, “Suçsuz olanları da takip ediyor musunuz?” sorusuna karşılık, daha yeni 400’ün üzerinde kişinin işe iade edildiğini, bundan önce de olduğunu söyledi.

“Mağduriyet edebiyatıyla gelmeyin.” dediğini anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Niye? Çünkü biliyoruz ki onunla gelenler, kendi yakınları olanların bir defa nelerle meşgul olduğunun farkında değiller. Mesela şu ana kadar toplamda,15 Temmuz’dan bu yana kadar 25 bin kişi tekrar göreve iade edildi. Bu sıradan bir rakam değil, çok ciddi rakam. Bu kadar kişi iade edildiğine göre demek ki şu anda hükümet, yargı bu konuda üzerilerine düşeni yapıyor. Bundan sonraki süreçte de bu hala devam edecek, yargı bundan sonra da bazı iade kararları alabilir. Bunları da hükümet takip ediyor, Cumhurbaşkanı olarak aynı şekilde ben de takip ediyorum. Niye? Biz göre göre dört dörtlük, ispatı vücut eylemiş bu tür şeyler varsa, biz tabii ki Adalet Bakanımıza da bu noktada deriz ki ‘Bunlarla ilgilenin, burada bir şeyler dönüyor olabilir.’ falan.”

“Haksız yere mağdur olan varsa, arkasında ben varım diyebilir misiniz?” sorusuna Erdoğan, “Arkasında dururuz.” karşılığını verdi.

15 TEMMUZ BAŞARILI OLSAYDI… 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kesinlikle Silahlı Kuvvetler, polis teşkilatımız, devletin diğer kurumları bütün bunlarda kim olursa olsun, bizim bunlara yönelik bir defa eğer acıma duygusuyla hareket edersek, acınacak hale geliriz. Çünkü bunlar bu milleti böldüler, bu ümmeti parçaladılar. Dolayısıyla bunların bu yaptığı tahammül edilir şeyler değildir. Nice iş adamlarını bunlar haraca bağladılar ve hala bu mekanizmaları bunların devam ediyor. Şu anda elimize bizim neler geliyor neler. Devletin madenlerini, kaynaklarını bunlar nasıl sömürdüler, nasıl oralardan paraları akladılar, hepsi ortada.” diye konuştu.

“15 Temmuz başarılı olsaydı ne olacaktı Türkiye’de?” sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Şu anda bir defa bütün mesele onların kuracakları bir devletti. Onun için biz ne diyoruz? ‘Paralel devlet’ diye bunun adını koyduk, vardı. Bu tabii Allah göstermesin Türkiye’yi içeride çok ciddi bir kan gövdeyi götürecek hale götürürdü. Böyle bir şeye tabii asla tahammül etmek mümkün değil. Bunu düşünmek dahi istemiyoruz. Ama o gece milletimizin feraseti her şeyi kurtarmıştır. Çağrıya milletimizin verdiği cevap, o ferasetin bir göstergesidir. Kılıçdaroğlu gibi muhalefet olursa, gelirler sizinle radyo söyleşisinde, ‘Tankın karşısında darbe olursa duracağım.’ diyen insanı… Buyurun. Şimdi size bunu söyledi ama bak A Haber’de nasıl yakalandı.”

Proje Bilgi Formu

Bu projeyle ilgili daha fazla bilgi almak ister misiniz?
Formu doldurun, mesajınızı proje sahibine iletelim.