Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a tek adam cevabı

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Hep seçimle geldim” dedi. “Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dedi ki hep ‘tek adam tek adam’ diyorsunuz, siz de 7 kere yenildiniz, koltuğu bırakmıyorsunuz.’ Bu da tek adamlık değil midir?’ diyor” sözleri üzerine, hep seçimle geldiğini anlattı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Tek başınıza bir kararla TBMM’yi feshediyorsanız, tek başınıza istediğiniz kadar başkan yardımcısı seçiyorsanız, tek başınıza istediğiniz kadar bakanlık oluşturuyorsanız, tek başınıza bütün ekonomik ve sosyal kararları almaya yetki sahibi kılınıyorsanız, bu tek adamlık değil midir?” dedi.
Kılıçdaroğlu, Habertürk ve Bloomberg HT canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

 

“Sayın Cumhurbaşkanı, meydanlarda hep yalan söylediğinizi ifade ediyor. Yalancı mısınız? Öyle sorayım.” şeklindeki soru üzerine Kılıçdaroğlu, TBMM’den geçen, Resmi Gazete’de yayınlanan anayasa değişikliklerine göre konuştuğunu söyledi.

Sözlerine ilaveler yapılıp aktarıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, örneğin yeni sistemde Cumhurbaşkanının muhtarlıkları kapatabileceğini söylediğini, ancak belediyeleri kapatabileceği yönünde bir ifade kullanmadığını, ifadelerinin çarpıtıldığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “1923’te tek adamlık geride kaldı, fesih yetkisi yok, seçim kararını tek başına alamaz, Meclis ile beraber alabilir.” şeklinde ifadeler kullandığının belirtilmesi üzerine de Kılıçdaroğlu, “Okumamış metni. TBMM’yi seçime götürür tek başına, hiçbir gerekçe göstermeden. Biz buna fesih yetkisi diyoruz. ‘Feshediyorum Meclis’i, yeniden seçime gideceğiz.’ Nasıl? ‘Beraber gideceğiz.’ Bu doğrudur. Nasıl yok?” ifadelerini kullandı.

Mevcut anayasada da seçimden sonra 45 gün içinde hükümetin kurulmaması halinde cumhurbaşkanı tarafından meclisin feshedildiğini ve seçime gidildiğini anlatan Kılıçdaroğlu, yeni modelde bunların hiçbirisinin olmadığını, cumhurbaşkanının arzu ettiğinde kendisiyle beraber meclisi de seçime götürebileceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, “Tek başınıza bir kararla TBMM’yi feshediyorsanız, tek başınıza istediğiniz kadar başkan yardımcısı seçiyorsanız, tek başınıza istediğiniz kadar bakanlık oluşturuyorsanız, tek başınıza bütün ekonomik ve sosyal kararları almaya yetki sahibi kılınıyorsanız, bu tek adamlık değil midir?” diye konuştu.

ASKERE GİTMEYECEK, MİLLETVEKİLİ OLACAK

Kemal Kılıçdaroğlu, 18 yaşındakilerin milletvekili seçilebilmesine ilişkin düzenlemeye yönelik soruya karşılık, şöyle konuştu:

“18 yaşında milletvekiline ben karşı değilim. 18 yaşında milletvekili olabilir ama erkek olursa ömür boyu askerlikten muaf olur ki, bunu da Sayın Cumhurbaşkanı söyledi. Bu doğru değil. Artı 2 yıl milletvekilliği yaptıktan sonra milletvekillerinin emeklilik haklarına da kavuşmuş oluyor. Askere gitmeyecek, milletvekili olacak, emekli olunca da ballı emekli aylığı alacak. Manavın oğluna mı verilecek bu yetki? Kasabın, simitçinin, ayakkabı tamircisinin, çiftçinin oğluna mı verilecek bu? Kendi çocuklarına ikbal hazırlıyorlar. Garibanın çocuğu da El Bab’a gidecek. Eksi 35-40 derecede kalkacak, PKK’yla mücadele edecek. Askere onlar gidecek, bunlar gitmeyecek. Buna ben itiraz ediyorum. Bu doğru değil.”

Türkiye’de 6,5 milyon işsiz olduğunu, önce bunlara iş bulunması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Sırf ‘evet’ çıksın diye 18 yaşındaki çocuklara tuzak kuruluyor.” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Diyorum ki annelere babalara, siz ‘bu doğrudur, benim çocuğum askere gitsin, eksi 40 derecede mücadele etsin, PKK’yla, El Bab’a da gitsin, şehit olsun ama Ankara’da oturan beylerin 18 yaşındaki çocuğu milletvekili aylığı alsın, askere gitmesin, emeklilik yaşı doluncaya kadar beklesin emekli aylığı almaya hak kazansın, iyi paralar alsın’ diyorsanız gidin ‘evet’ oyu verin, ne diyeyim? Ben hiçbir zaman git ‘evet’ veya ‘hayır’ oyu kullan demedim. Şu olursa vicdanında ölç, tart, biç ‘evet’ kullan, ‘yanlıştır’ diyorsan ‘hayır’ kullan dedim.” ifadelerini kullandı.

ABD’DE BAŞKAN EN ZAYIF HALKA

ABD’den de örnek verilerek yeni sistemde cumhurbaşkanının yardımcılarını ve yargı üyelerini seçme yetkisine yönelik soru üzerine Kılıçdaroğlu, ABD’deki başkanlık sisteminde başkanın aslında en zayıf halka olduğunu, kongrenin onayı olmadan büyükelçi dahi tayin edemediğini söyledi. Kılıçdaroğlu, bu durumun bakanların, yargı üyelerinin seçilmesinde de geçerli olduğunu ifade etti.

Kılıçdaroğlu, “Bir partinin genel başkanı hakim tayin eder mi? Benim tayin ettiğim hakime Adalet ve Kalkınma Partili veya Milliyetçi Hareket Partili veya Vatan Partili, Saadet Partili bir vatandaş nasıl güvenecek? Diyecek ki, ‘Bu hakimi Cumhuriyet Halk Partisinin genel başkanı tayin etti, bu benim aleyhime karar verir.’ Doğru karar verse bile kafasında bir sürü soru işareti çıkar.” dedi.

Cumhurbaşkanı yardımcısı sayısında bir sınır olmadığını cumhurbaşkanının istediği kadar yardımcı seçebileceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Kaç başkan yardımcısı var belli değil. 81 ildeki kendi partisine mensup il başkanlarının tamamını başkan yardımcısı tayin edebilir. Bir engel yok. Ben demiyorum binlerce başkan yardımcısı tayin edecek. Gerçekçi olmamız lazım ama bu işin sınırı kişinin keyfine bırakılmış. Olmaz.” diye konuştu. Bu konudaki tüm takdirin cumhurbaşkanına bırakıldığını belirten Kılıçdaroğlu, “Dayısının oğlunu da yapabilir mesela. Engel var mı? Hayır.” dedi.

BEDELİNİ HERKES ÖDÜYOR

Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliğiyle rejimin değişeceğini, tek kişinin her şeye yetkili olacağını, o kişi hata yaparsa bedelini milletin ödeyeceğini ifade ederek, “Suriye’de hata yaptınız, bedelini herkes ödüyor. Irak’ta hata yaptınız, Türkiye bedelini ödüyor. Diğer yerlerde, Rusya’da hata yaptınız, bedelini ödüyoruz. Gittiler, özür dilediler, yalvardılar, yakardılar. Şimdi hala ‘Acaba Putin bizi kurtaracak mı, Trump bizi kurtaracak mı? Üst akıl var.’ Bırakın bunları kardeşim, bu ülkenin aklı kendine yeter, bu ülke kendisini yönetir. Bu ülkenin sağduyusu var. Emin olun bu ülkenin sağduyusuna güveniyorum.” diye konuştu.

Şu anda yönetimde çift başlılık olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Binali Bey, Tayyip Bey’e itiraz mı ediyor?” dedi.

“Bu yaşanmayacağı anlamına da gelmez. Bir önceki dönemde, Davutoğlu hükümetinde yaşandı.” denilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, “Hayır efendim. Niye çift başlılık vardı? Şunun için, anayasal sınırları dışına çıkan bir cumhurbaşkanı var, ‘Sen anayasal sınırlar içinde çalışacaksın’ diyen bir başbakan var. Bu kadar basit.” ifadelerini kullandı.

Toplumların kişilerin hırslarına teslim edilemeyeceğini, bunun ülkeyi felakete götüreceğini belirten Kılıçdaroğlu, Libya, Suriye, Irak örneğini verdi.

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ın Trabzon’daki konuşmasındaki “peygamber” içerikli sözlerine ilişkin değerlendirme yapması istenen Kılıçdaroğlu, Baykal’ın bu konuda 124 bin peygamber geldiğini ve özel bir peygamber ismi vermediği yönünde açıklama yaptığını hatırlattı.

Kılıçdaroğlu, referandumda “hayır” cephesini temsil ettiğinin belirtilmesi ve “Hayır oyu çıkarsa üç lidere karşı kendinizi kazanmış mı addedersiniz? Evet çıkarsa da yenilmiş mi görürsünüz?” sorusu üzerine, “Hayır cephesinde sadece CHP vardır” denilmesinin haksızlık olacağını, “Hayır”ı savunan pek çok sivil toplum örgütünün, meslek kuruluşu ve siyasilerin bulunduğunu ifade etti.

Saadet Partisi, Vatan Partisi, Özgürlük Demokrasi Partisi gibi pek çok partinin “hayır”ın Türkiye için hayırlı olduğunu söylediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Belki biz biraz daha fazla görünür olmuş olabiliriz ama Türkiye’nin demokrasisinden geleceğinden kaygı duyan ve evet’in çıkması halinde Türkiye’nin nasıl bir maceraya sürükleneceği konusunda endişe taşıyan geniş bir kitle de var. Dolayısıyla bunu bir partiye mal etmeyi asla doğru bulmuyorum. Dominant olarak da CHP’nin çok öne çıkmasını da asla doğru bulmuyorum.” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Bu bir demokrasi meselesidir. Demokrasiyi istiyor muyuz, istemiyor muyuz? Demokrasiyi istiyorsak hep beraber barış içinde yaşayacağız. ‘Demokrasiyi istemiyoruz, tek adam rejimi olsun, elinde de büyük bir sopa olsun, kim konuşuyorsa kafasına vursun’ diyorsa o da bir tercihtir. O tercihe de bir şey demiyorum. Belki bazıları da ondan hoşlanıyordur. ‘Birisi olsun, benim düşünmeme gerek yok, elinde sopayla ben konuştuğumda kafama vursun’ diyorsa o da tek adam rejimidir. O da onu tercih eder. Dolayısıyla tercihimizi niçin, nasıl yapacağız.”

Demokrasinin özünün herkes için can ve mal güvenliği anlamına geldiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, “Siz bir başkana tek başına olağanüstü hal (OHAL) ilan etme yetkisi veriyorsunuz. Ne demektir o? O kişi aynı zamanda istediği kişinin bütün mal varlıklarına istediği zaman el koyabilir.” dedi.

Mevcut OHAL ilan etme sürecini anlatan Kılıçdaroğlu, “Şimdi bu süreçler bitiyor, bir kişi bir sabah kalkacak, bir iş adamına kızmış, OHAL ilan edecek. Doğru 3 ay sonra Meclis’e gelmesi lazım. 3 ay içinde ben onun bütün mal varlığına el koyarım bir günde. 5 kişiye kızdım, 5 kişinin mal varlığına el koyarım, üç televizyona kızdım, üç televizyonu kapatırım.” diye konuştu.

“İş adamına kızılıp niye OHAL ilan edilsin ki? Onun şartları var tabii ki.” sözleri üzerine Kılıçdaroğlu, “Şartları bir kişi belirleyecek. OHAL olduğu zaman Meclis’e geliyor zaten. Niye Meclisi, Milli Güvenlik Kurulunu, Bakanlar Kurulunu devre dışı tutuyorsunuz? OHAL’i onlar değerlendiremiyorlar mı?” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Mevcut parlamenter rejimde bile AK Parti Grup Başkanvekili, ‘Tayyip Erdoğan’ın isteyip de çıkaramayacağı hiçbir kanun yoktur, isteyip de alamayacağı hiçbir karar yoktur’ diyor. O zaman biz niye farklı bir düzene çıkıyoruz? Neden?” diye konuştu.

Referandumda “evet” çıkması halinde değerlendirme yapması istenen Kılıçdaroğlu, “Evet’in anlamı şudur, 80 milyon vatandaş, freni olmayan bir otobüse binmiş olacak. Yokuş aşağı hep beraber gideceğiz. Nereye gideceğimizi hep beraber de göreceğiz.” görüşünü bildirdi.

Bir soru üzerine, bu durumda kendisi açısından hiçbir sorun olmayacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Demokrasisi olmayan bir ülkede ben kendi sorunumu mu tartışacağım? İnsan bu kadar küçülür mü? Asla.” dedi.

BEN HEP SEÇİMLE GELDİM

Kemal Kılıçdaroğlu, “Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dedi ki hep ‘tek adam tek adam’ diyorsunuz, siz de 7 kere yenildiniz, koltuğu bırakmıyorsunuz.’ Bu da tek adamlık değil midir?’ diyor” sözleri üzerine, hep seçimle geldiğini anlattı.

Kurultayı kendisinin istediğini, “demokratik olarak yarışalım” dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, “Onlar gibi değiliz biz.” ifadesini kullandı.

“Evet çıkarsa, 2019’a kadar beklenir mi? Erken seçim olur mu?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, “Hiç endişe etmeyiniz ‘evet’ çıkmayacak. Bütün inancımla söylüyorum. Alanı görüyorum, her partili vatandaşımla da konuşuyorum.” değerlendirmesini yaptı.

Referandumda “hayır” çıkması halinde tavırlarının ne olacağı sorulan Kılıçdaroğlu, “Hayır çıkarsa biz ne yaparız? Sayın Cumhurbaşkanı’na yine makamına saygı gösteririz zaten, halk seçti, ne söyleyeceğiz? 2019’a kadar görevinin başında olacak. Binali Bey zaten başbakan. Çoğunluk Adalet ve Kalkınma Partisinde. Bakanlar yerlerinde duruyorlar.” şeklinde konuştu.

“Erken seçim çağrısı olur mu?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Hayır erken seçim çağrısı olmaz. Niye olsun erken seçim? Türkiye’nin bu kadar derdi varken, yeniden bir seçime gitmeyi ben şahsen doğru bulmam.” yanıtını verdi.

Erken seçime ilişkin kanun teklifi gelmesi halinde kararın Meclis tarafından alınacağını anlatan Kılıçdaroğlu, “Milli irade erken seçime karar veriyorsa halkın tercihine gidilir. Herkes buna saygı göstermek zorunda. Ne galibiyet ne mağlubiyet olarak görülür. Bu Türkiye’nin demokrasiye sahip çıkması demektir. ‘Hayır’ çıkması odur.” ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Referandumda ‘hayır’ çıkmasının mesajı şu olacaktır, ‘Biz sizi seçtik, TBMM’ye gönderdik, Sayın Erdoğan’ı da Cumhurbaşkanı olarak seçtik. Binali Yıldırım, Başbakan olarak görev yapıyor. Dolayısıyla ‘oturun bu memleketin dünya kadar sorunu var, oturun bu sorunları çözün, uzlaşın, uzlaşma kültürünü geliştirin. Oturun memleketin sorunlarını çözün’ Biz bir araya gelip memleketin sorunlarını çözebiliriz. Bu güç, bu kapasite var zaten Türkiye’de.

Son bir ayda parlamentoda çıkan kanun sayısı 100’ün üzerinde. Oy birliği ile çıktı. Bazıları iki bin maddeyi bulan bu kanunlar. Bu kanunlar, 15 gün içinde bazıları bir hafta içinde çıktı. Neden? Uzlaşarak. Demek ki bu parlamentonun geleneğinde güçlü bir uzlaşma kültürü var. Avrupa Birliği ile uyum yasalarının tamamı, oy birliği ile çıktı. Yani ‘parlamento çalışmıyor.’, bu çok yanlış bir ifade. Parlamento, son 15 yılda cumhuriyet tarihinin neredeyse en çok kanun çıkaran Meclis’i.”

Proje Bilgi Formu

Bu projeyle ilgili daha fazla bilgi almak ister misiniz?
Formu doldurun, mesajınızı proje sahibine iletelim.

    Önceki yazıÜlkü Ocakları Genel Başkanı: Bu vatanı asla böldürmeyeceğiz
    Sonraki yazıKutsi, Muğla’da çocuk orkestrayla konser verdi
    Yıldıray Gökkaya
    1975 İzmit doğumlu, 1996 İstanbul Üniversitesi mezunu, emlakrotasi.com.tr'nin kurucusu ve yayın yönetmeni. YeniBirlik Gazetesi Ekonomi ve Emlak Editörü.

    YORUM YAZIN

    Lütfen yorumunuzu yazın.
    Buraya adınızı yazın